Denyo Doğulmaz Denyo Olunur
Geçmişimizin en utanç verici taraflarından biri bence “beğenilen kötü espriler”dir. Döner dolaşır karşımıza çıkarlar. Tam espriyi patlatıp milleti kahkahadan yıldırmışken ortamda birisi çıkıp “Ya üstat sen geçen bir de şey demiştin ya, ölmüştük biz” deyip en kötü esprilerinizden seçmeceler yapar gibi sizi oracıkta yere yıkabilir.
Halbuki sizin boş bir anınıza gelip öylesine söylediğiniz, gelişine salladığınız bir espridir bu.
Ya da espriyi yaptığınızda çok küçük de olabilirsiniz. Eğer bu şık geçerli ise, o pis esprinizi bir türlü unutamayan, şüphesiz ki yakın akrabalarınızdan biridir.
10 yaş civarlarındayken ailece oturduğumuz yemek masasında kardeşim önüne yemek döküp babam da ona “düğme yaptın yine” deyince ben de “bu kez fermuar oldu baba” demiştim. Halbuki bundan sonraki hayatımı etkileyeceğini nereden bilebilirdim? Babamla annem gülme krizine girdiler. (Mizah anlayışı düşük bir aileyiz, yapabilecek bir şey yok, mukadderat.) Sonra eve gelen herkese konu açıldıkça anlattılar. Herkes ayrı güldü, “şakacı seni” diye sevdiler beni. Sonra da vay efendim bizim kız niye zevzek oldu... Eh olur tabi, vur kafasına “gerizekalı otur yemeğini ye, ne fermuarı!” de, ben de bileyim ki bu tip espriler aile camiasında prim yapmıyor.
Bir de ortaokuldayken söylediğim bir şeyi evde anlatma gafletinde bulunmuştum, o da yine onulmaz yaralarımdan. Hoca “Dilara senin ceketin nerede?” dedi bir arkadaşa, ben de “Hocam Dilara’nın ceketi şarjda siz onun kusuruna bakmayın.” dedim, hoca çok gülünce çok komik bir şey söyledim sanıp evde heyecanla anlattım. Hocam buradan size de seslenmek isterim, yarın birgün beni işten atarlarsa denyoluğum yüzünden, hoşunuza gidecek mi? Kusura bakmayın ama sizin de payınız büyük.
Neyse annemler – özellikle babam, kendilerinden geçtiler bunu duyunca. 9. dereceden akrabalarımıza ve 4 mahalle ötemize kadar anlattılar. Duyan amcalar teyzeler yarılıyor böyle, görseniz dünyaca ünlü komedyen gelmiş şov yapıyor sanırsınız.
İşte bu tip yersiz tatminlerden sonra zeka kendini geliştirmeyi bırakıyor bence. Daha sonra bakın nasıl bir insan olmuşum?
Bitirme tezimi hastaneler arası verimlilik ölçme yönünde yaptım. Ve kabaca “hastaları azaltarak verimliliği yükseltme” gibi bir şey önerdiğimi sunum yaparken ilgili slayt geldiğinde fark ettim.
Eski bir arkadaşıma giderken tam 3,5 saat 10 km’lik yerde arabayla 90 km falan yaptım. Tek sorunum karşı yola geçememiş olmamdı.
Bir gün yine aynı problemden kaynaklı, dalgınlıkla eski evime maksimum 10 km uzaklıkta bulunan otogardan ters yöne sapıp 30 km uzaklıktaki ilçeye kadar gittim.
Mail yoluyla iş başvurusu yaparken özgeçmişimi eklemediğimi fark ettim, tekrar mail atarken gmail beni uyardı “özgeçmişim ektedir dediniz ama ek yok?” diye. Bir mail sunucusundan bile daha denyoyum gördüğünüz üzere.
Bir gün şehirlerarası yolculuk yaparken yan yana iki otobüste de “İstanbul – 12:00” yazdığını fark edip, muavine artislik yapmak için “Bizim bineceğimizin hangisi olduğunu nasıl anlayacağız?” diye ukala ukala sordum, muavin de “O Nilüfer, bu Pamukkale, oradan anlayabilirsiniz” dedi. Kuyruğu sıkıştırıp bindim tabi, yolculuk boyunca su bile içmediğimi bahsetme gereği bile duymuyorum.
Ve bunların hepsi son 3 yıl içinde oldu, sadece çarpıcı olanları anlattım yoksa her gün bu tip şeyler yaşıyorum.
Dolayısıyla denyoluk genetik bir şey değil.
Her ne kadar dayımla babam eski zamanlarda sarhoşken birbirlerini bırakmak adına 3 saat iki evin arasında sürekli gidip gelseler de;
Kuzenlerimden birini diyafonda dilenciyle saatlerce sohbet ederken görsem de;
Küçük bir kasabada yaşayan amcamın, daha üniversiteye yeni başlamışken beni çok beğenen ev sahibinin oğluna alma isteklerine sırf ev kirasından kurtulabilmek için yandaş olmasına bir kaç ay katlansam da;
Almanya’dan tuvalet kağıdı getiren teyzeme “Bir tek aklını getirmeyi unutmuşsun.” diye çıkışan enişteme can-ı gönülden katılsam da;
Ameliyata girmeden narkozdan dili zor dönen dedemin, üstündeki metal eşyaları çıkartırken alyansı da alan ananeme “boş ol boş ol boş ol” diye üç kere zorla fısıldamasını duysam da yine de denyoluk genetik değil.
Hepsinin geçmişinin benimle aynı türde olduğunu düşünüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder